Translate

7 Mart 2013 Perşembe

Görüşürüz Öğretmenim…

Son olduğunu bildiğiniz bir eylemi gerçekleştirdiniz mi hiç? Son kez çay içeceğinizi bilseydiniz o çayı nasıl içerdiniz? Son kez araba kullanacağınızı, son kez sevgilinizi göreceğinizi bilseydiniz hangi duygular içinde olurdunuz? SON… Okurken bile sanki bir soğukluk var değil mi? Bu son olabilir… Yaptığınız her şeyi belki son kez yapıyor olabilirsiniz….

Ben bu duyguyu yaşamadım, iyi ki de hiç yaşamamışım. Çok kötü oluyor insan. Geleceğimizi bilmiyor olmamız çok büyük bir hazine aslında. Çoklarımız gelecekten haberdar olmak, gelecekte ne olacağını bilmek ister… Aman aman, ben istemiyorum…

Öğretmenlik hayatımda, okulda gözyaşı döktüğüm bazı anılarım olmuştur. Birkaç olay beni derinden etkilemiştir. Çoğunlukla öğrencilerimin başına gelen kötü olaylar çok ağlatmıştır beni. Nadiren de olsa öğrencilerimin bana karşı olan duygu yansımaları… Ağlamak güzel şey.. Hele dudağınızı ısıra ısıra ağlıyorsanız. Gözlerinizi kaçırıyorsanız, neden diye soranlara reklamlardaki küçük kızlar gibi gözüme toz kaçtı da ondan ya da esnedim de ondan diyebiliyorsanız ancak…

23 Aralık 2012 Pazar

Bir fincan kahve


Son günlerde apartmanın dış kapısından çıkınca o kadar zevkli merhaba diyemiyorum güne. Hâlbuki son üç aydır dış kapıdan çıkar çıkmaz tam karşı apartmanın kenarındaki yeşillikte gezinen dört beş tavuk ve bir horozu görmek bana her sabah eşsiz duygular yaşatıyordu. Havalar soğudu, sahipleri kimse kümese kapattı hayvancıkları anlaşılan, üşümesinler, soğuktan donmasınlar diyedir mutlaka.

Beş tavuk ve bir horoz nasıl neşe kaynağı olabilir insanın? Dış dünyaya ilk adım attığınız o dış kapı önündeki ilk adımlarda nasıl olur da gözlerinizle aradığınız ilk şey onlar olabilir? Kimseler duymasın diye içinizden günaydın, nasılsınız demek. Sanki bugün daha bir neşelisiniz, yeşillikler de daha bir yeşil bugün... Sohbet etmek onlarla... içinizden ama bir bakış anında sadece.... Bütün bunlar eskiye özlem mi? Doğaya dönüş beceriksizliği mi, yoksa insan arkadaş ve dostlarımızın yoksunluğu ve yokluğundan mı?

19 Temmuz 2012 Perşembe

Sol bacağım

Sol Ayağım ( My Left Foot ) kitabını okumadım ama dün gece sık sık aklıma geldi nedense. Kütüphanemde olsa bacağımı uzattığım kanepede televizyon seyretmek yerine bu kitabı okurdum… Sol diz kapağım dahil aşağa ayak bileklerime doğru müthiş bir ağrı, inanamayacağım kadar şişen ve kızaran bir bacak, ne yapacağım, neden oldu bu, sabah olsa da hastaneye koşsam, inşallah önemli bir şey değildir diye diye endişeli bir biçimde sessizliğe gömülen 163 kiloluk bir beden…

Kilolar çok sıkıntı veriyor insana. Kimden duymuştum bilmiyorum, hastalık ilk önce en zayıf yerinden vururmuş insanı, benim en zayıf yerim sol bacağım mı? Sağ taraf daha mı kuvvetli oluyor her zaman?